Yaşlı olmak bir kusur değildir, çürüme değildir , bir dönüm noktasıdır. Yaşlılığın kendine has kokusu, kendine has ritmi ve sesiz bir yalnızlığı vardır . Ama insanın yaşam alanları gittikçe sınırlı olmaya başlıyor. Bazen öyle anlar oluyor ki istenmiyor , dışlanıyor. Yaşlılarımızı istemeyen ve onlarda kurtulmak için planlar yapan sadece kendi ailesi ve akrabaları da değil.
Günümüzde genç kesim ve toplumun diğer kesimleri de tahammül etmekte zorlanıyorlar. Yaşlı kesim sürekli nasihat ettiği için gençlerimiz bu durumdan şikayet ediyor. Yaşlılık kusur olarak görmeyin onların yavaş hareket etmeleri,parklarda ,başka yerlerde saatlerce oturmalarını vakit geçirmelerini çok görmeyin. Evde eşi istemez, gelini istemez , çocuğu tahammül etmez ,huysuz, asabi,ne konuştuğunu bilmez ve ayak bağı olarak görmek. Birlikte yaşamayı ve onları görmeye bile katlanamaz oluyorlar.
İnsanın canı sıkılıyor bu gibi durumu gördükçe. Yaşlandığımızda biz de bunları yaşayacağız diye insan korkmuyor değil hani. Bazen de böyle olacaksak’’ Allah canımızı alsın da kurtuluruz ‘’ demiyor muyuz . Bu kadar büyük ,bu kadar iddialı laflar etmemek gerek . Bu hayatta kimin ne olacağı belli olmaz ‘’ diyoruz sonra kendimize.
Bazılarına göre bu dünyanın en zayıf halkası, toplum için ayak bağı oluyorlar her anlamda. Nereye giderseniz gidin her zaman onları görüyorsunuz , her yerde ve her an göreceksiniz de istemeseniz de. Şöyle bir dünya geneline bakacak olursanız Avrupa ülkesinin yarını yaşlı kesim oluşturmaktadır.
Yaşlı kesimin her zaman birilerinin yardımına ihtiyaçları vardır. Kime güvenip kime güvenemeyeceklerini de o masum bakışları ve deneyimleriyle bulmaya çalışıyorlar. Evde istenmeyen yaşlılarımız bir şekilde sokağa çıkarılıyorlar.
Dışarı çıkan yaşlılarımız kendilerine yeni aktiviteler bulmaya çalışıyorlar. Kimi camilere , kimileri eski arkadaşlarıyla buluşmak eskileri yad ederek günü tamamlamaya çalışıyorlar. Sinirli, alıngan , geçimsiz her şeye karışan, her şeye müdahil olmaları yaşadıkları can sıkıntıların dışa vurma durumu gibi değil mi ?
İşte bu durumlar toplumumuzun ön yargısı ve tahammülsüzlüklerin artmasına sebep oluyor. Yaşlı kesimin yaşamında yapmak istediklerini tamamlamış başka bir planları yoktur. Yaşamı kaderci anlayışla akışına bırakarak yaşamını sürdürmeye çalışıyorlar . Son günlerinin nasıl , ne şekilde sona ereceğini bilmeden… Yaşlılık bir son değildir . Bu bir bölüm daha sessiz, daha yavaş ama sadece uzun ömürlü kırılgan , yorgun olsa da hala özgür olmayı isterler. Yaşamında kimsenin onayını almadan ihtiyaç duymadan gülümsemek.
Yaşlılarımız ne kadar huysuz görünseler de daha da yaşlandıklarında duygusallaşmaya başlıyorlar. Ailesi için her ne yaparsa yapsın yine de yaranamazlar. Yaşlılarımızın bir süre sonra huzur evine kapatılarak aileden tamamen koparılmak istenmesi en büyük korkusu olmasına rağmen asla dışa vurmazlar. İçten içe bu korkuyu yaşasalar da benim evlatlarım asla yapmaz ,güvenine inanmak isterler. Yaşam devam ediyor ve zaman hızla akıp gidiyor. Şunu asla unutmayalım ‘’ Yaşlılık suç değildir her insan yaşamında karşılaşacağız gerçektir ‘’diye sadece ve sadece bu gerçeği düşünerek hareket edelim. Umarım bizlerde yaşlandığımızda başkalarının katlanmak zorunda kaldığı biri olarak değil, benliğiyle yaşayan biri olarak ayrılırız. Bu hepimizin geçmesi gereken son kapı ancak bu kapıya ulaşmadan önce insanların bizi bitkin değil sevgiyle hatırlamış olmasını diliyorum.
Ferah Uslu















0 Yorum